14 Ekim 2009 Çarşamba

Salacak’ta Üç Radyocu: Gerisi Uzun Bir Sohbet…


Beni en çok dinlendiren şeylerden birisinin okurlarımla konuşmak-sohbet etmek olduğunu söylemeliyim. Bu görüşmeleri istediğim sıklıkta yapabilmek için, şu sıralar çalışma programımı gözden geçiriyorum!

Okurlarım arasında çeşitli mesleklerden-sektörlerden kişiler olması da ayrıca bir zenginlik diye düşünüyorum. Bununla birlikte ilgili olduğum konular sebebiyle özellikle yazar, editör veya radyocu olan okurlarımla daha farklı söyleşilerimiz oluyor.

Bir akşam hava serinleyince ailece Üsküdar’da kısa bir geziye çıktık ve Yeni Camiyi ziyaret ettik. Caminin ve avlunun sükûnet dolu havası hepimizi ve şadırvanı da bütün çocuklar gibi suyla oynamayı seven bebelerimizi bayağı dinlendirdi. Camiyi ziyaret eden yabancı turistlerle biraz sohbet ettik ve Türkçe bilen bir Alman’a rastladık.

Aile gezimizin sonunda daha önce çay sohbetine davet etmiş olduğum bir editör-radyocu okurum olan Enise Can Hanımla görüşmek üzere Salacak’a doğru yola koyuldum. İsminde “Balıkçıları koruma Derneği” gibi hoş bir ifade geçen bir çay bahçesine gittim. Enise Hanım ve “manevî kardeşim” olarak tanıtıp-değer verdiği Serkan Ünal Bey beni karşıladılar. İki radyocu dostla, akşamın serinliği, denizin rahatlatıcı havası ve tabi ki çayın etkisiyle güzel bir akşam yaşadım!

Enise Hanım iş dünyasıyla ilgili bir sitede editör; yani asıl işi bu. Ama ayrıca hafta sonlarında Radyo VizyonTürk’te “Rüzgâr Gülü” adlı bir program yapıyorlar. (Radyonun ve iş Dünyasından haberler içeren sitenin adresleri aşağıda verilmiştir.) Programın yayın gün ve saatleri Cumartesi-Pazar. 16.00-18.00. Serkan Bey şu aralar radyo programlarına kısa bir ara vermişler, ama yakında o da başlayacak eminim, çünkü radyoculuk ilginç bir tutkudur.

Enise Hanım benim bloglarımı İSMEK’te Radyoculuk kurslarında duymuş. Dersleri veren beyefendi, benim radyoculukla ilgili bir yazımı çoğaltıp-kursiyerlere dağıtmışlar. Ne güzel etmişler, ne iyi etmişler ki, güzel dostlarla tanışmama sebep oldular. Enise Hanım beni ve müstakbel radyo programını birlikte yapacağımız Nuray Odabaş’ı programlarına davet ettiler! Daha sonra her şey gibi, o güzel akşam ve sohbetler başka bir zamanda başka bir yerde başlamak üzere bitti!

Cumartesi günü, yani bugün de Enise Hanım’ın programını dinledim. Çok hoş bir tarzla karşılaştım. Programı dinleyenleri güzel bir sohbet ve müzik karşılıyor. Bu arada Enise Hanım incelik gösterip, benim kitabımdan bir yazı okudular. Kendi yazımı başarılı bir radyocunun sesinden dinlemek sıra dışı bir deneyimdi! Umarım başka yazılarımı da seslendirirler!

Okurlarımla görüşmeye devam edeceğim!
----------------
Savaş ŞENEL: Vizyonu, Misyonu ve Değerleri
---------------
Konuyla İlgili diğer yazılar, öneriler: Görmek istediğiniz linkin adını tıklayınız:

İsten Haber ekonomi Haberleri sitesi
Radyo Vizyontürk
Nuray Odabaş Halkla İlişkiler Organizasyon
Radyoculuk Günlerimden Edindiklerim-Öğrendiklerim
-----------
Konuyla ilgili film-kitap önerileri yapmak-almak ve yorumlarınız için:
MSN: savassenel@hotmail.com
savassenel@savassenel.com
-----------

Etiketler: , , ,

08 Temmuz 2009 Çarşamba

Yeni evimizde balkon sefasına devam!


Yeni bir eve taşındık! Ne iyi ettik, ne güzel ettik!

Bu yeni evdeki yeni akşamımızda bebelerle yaşadığımız güzel bir yemek ve sohbet faslından sonra, herkes yatmaya hazırlanırken, ben heyecan içinde yazılarımla buluşma yerini hazırlıyorum! Tabi önce boynumu büküp bebelerimin annesinden izin almaya çalışıyorum! Neyse ki, o zaten en küçük “kuzusu” olan kızıyla uyumaya hazır! Bana: “Sen delisin! Ne kadar seviyorsun bu saatte balkonda yazmayı!” diyor! Ben de: “Yazmak, benim için, senin kızını kucaklarken aldığın keyfe benzer gibi bir şey!” diyorum ve bunun üzerine o da, yüzünde bir ışıltıyla gülümseyip-gidiyor.

Sonra bütün gün içimde hapsetmiş olduğum “afacan” bir arzunun enerji veren etkisiyle balkonu hazırlıyorum. Bu akşam, doğacak olan yeni yazımla buluşma yerim, evin ön balkonu! Önce arka balkonu düşünüyorum bu randevu için. Aslında burası, daha geniş, daha ferah bir yer ve ağaçlarla dolu olan kocaman bir bahçeye bakıyor. Bu bahçe sit alanı; yani burada herhangi bir bina kendi kendisine yıkılmadan, onu onarmak veya yıkıp yerine yeni bir şey inşa etmek, yasal olarak mümkün değil. Bize biraz ilerden; ağaçların arkasından bakan kocaman ve ahşap bir köşk var. Bahçe ve köşkün görüntüsü, Ömer Seyfettin’in hikâyelerinde tasvir edilen eski köşk manzaralarına benziyor. Ama arka balkonda bir kaç eşyadan oluşan bir kalabalık olduğu için ön balkona geçiyorum. Ben, öyle kolay yer beğenemem!

Kahvemi alıp, masaya oturuyorum. Ben “çabuk-instant” kahvenin kendisini pek sevmem aslında; Ama yurt dışındaki gezilerimde kalabalığa uyup sıklıkla kahve içmiş olduğum için, kahve içerken o günleri hatırlarım ve bu da hoşuma gider. Ardından, uzaklardan gelmiş ve beni yazılarımdan uzaklaştırmadan bana arkadaşlık edebilecek bir melodiyi açıyorum. Derken hakikaten “Üsküdar” diyebileceğimiz bir semtte, sakin bir sokakta, üçüncü katta, balkonda, başımı hafifçe sola çevirdiğim zaman, parlamakta olan ayı görebildiğim bir şekilde bu yazıyı yazmaya başlıyorum.

10 ülke ve 20 kent (Ki bu rakamlar büyük rakamlar değil) gördükten ve çeşitli otellerde bulunup, güzel mekânları ziyaret ettikten sonra şunu anladım: Oralarda bulunmak da çok güzeldi. Ama küçük bir balkondan, bir bardak çaydan-bir fincan kahveden ve serin havadan keyif almayı bilmiyor olsaydım, onlardan da keyif alamayacaktım!

Yazmak, beni dinlendiriyor. Bu yazıyı yazdıktan sonra bebeleri şöyle bir kontrol edip, film seyredeceğim. Belki çay yaparım ve mutfaktan bir şeyler aşırırım! Yaptığım işlere ne kadar dalmış olsam da, parlayan ayın hemen altındaki küçük caminin müezzini, nasılsa sabahın gelmekte olduğunu bana güneş doğmadan önce haber verir. Ben de usul usul kalkarım ve yapmam gerekenleri yaptıktan sonra biraz uyurum!

Sonra yine sevdiğim ve yaşamak için "kendimce" bir bedel ödemiş olduğum hayatım; yani sevdiğim kişilerin ve şeylerin: ailemin, öğrencilerimin, dostlarımın, okurlarımın, derslerimin, yazılarımın, seminerlerimin yer aldığı hayatım başlar!

Şükür O’na…
--------------------
Savaş ŞENEL: Vizyonu, Misyonu ve Değerleri
--------------------
savassenel@savassenel.com
savassenel@hotmail.com
Skype: savas.senel
---------------------

Etiketler: , ,

28 Haziran 2009 Pazar

Yörük Çadırı'nda Müzikle dolu bir akşam


Eğitimci ve yazar olmak zor iştir. “Bu ikisinden başka herhangi zor bir meslek ya da uğraşı yoktur” demiyorum elbet! Bununla birlikte özellikle yazarlık, hakikaten ilginç bir iştir. Yazma arzusu, sizi her yerde bekler. “Kafanızı dağıtmak” için pikniğe de gitseniz, karşınıza yazılacak bir şey çıkar! Millet, top oynayıp-eğlenirken, zihniniz veya kalbiniz yeni konular bulup, size: “Aha işte sana bir konu, akşama yaz bakim!” derler! Bu yazı da yine, “kafa dağıtmak” için gitmiş olduğum yerlerden birisinden ilhamla yazıldı!

Bir akşam, bir arkadaşımın daveti üzerine, Büyük Çamlıca’da yer alan “Yörük Çadırı” adlı mekâna gittik. Önce okurum ve sonra arkadaşım olmuş bulunan bu nazik insan, güzel bir yeri ve bir sanatçıyı keşfetmeme vesile oldu. Ayrıca kendimi neşeli ve içten bir arkadaş grubu içinde buldum! Bu da akşamın güzelliğini artıran diğer bir etkendi! İngilizce öğretmeni olduğum için, bana her zaman sorulan ve özetle “İngilizce beni çok üzüyor, çook!” tarzındaki bazı sorulara cevap olarak blog adreslerimi verdim ve kendimi akşamın keyfine bıraktım!

Canlı müzik dinlemeyeli epey bir zaman olmuştu. O hevesle gittiğim bu güzel mekânda alkollü içecek servisi yapılmıyordu. Dolayısıyla, alkolün atmosfere ekleyebildiği ve bazen “abartılı” olabilen neşe ve hüzünden uzakta, bence gerçek hüznü ve neşeyi duyumsadım diyebilirim.

Kendisini dinlemeye gittiğimiz değerli sanatçıysa, Cemalettin Kurtoğlu’ydu (Fotoğrafı yukarda.) Ustalıkla kullandığı sesine, yine ustalıkla çaldığı udu eşlik ediyordu. Genel olarak, dinleyicilerine karşı nazik ve ilgili olmasıyla birlikte, grubumuzu organize eden arkadaşımızla tanışıyor olduklarından, bize ayrıca ilgi gösterip-ilgilendiler.

Onun sesinden dinlediğimiz türkü ve şarkıların bir kısmı, daha önce başka sanatçılar tarafından da yorumlanmıştı. Bana göre, daha önce başkalarının da başarıyla yorumlamış veya yorumlamakta oldukları eserleri “okumak” zor iştir. Çünkü dinleyici, bilerek veya bilmeden sanatçının yorumlama tarzını, diğer yorumcularla kıyaslayabilir. Bununla birlikte, Cemalettin Kurtoğlu’nu dinleyenlerin zihinlerinde böyle bir kıyaslamanın yer bulduğunu da düşünmüyorum. Çünkü sanatçı, gayet “kendisi” ve gayet “özgündü.” Cemalettin Kurtoğlu’nu dinlerken, Eric Clapton’un “derdi olmayan sanatçı, Blues söyleyemez” sözü aklıma geldi. Çünkü Cemalettin Kurtoğlu’nun sesinde, neşe de hüzün de, tadını ve yerini buluyordu.

Bu arada, sanatçıya eşlik eden piyanist Fatih Enis Karadağ'ın da hakkını vermek gerekiyor. O da, sanatçıya ustalıkla eşlik etti. Gecenin yıldızı o olmasa da, yıldızın parlamasında büyük katkısı vardı!

Sanatçıları övmek cür’et ve o konuyla ilgili yetkinlik ister. Ama ben de çocukluğundan beri müzik dinleyen ve iyi de müzik dinleyen birisiyim! E bu kadarcık bir hakkım olsun diyorum! Sonuçta, ben de yazarım; okurlarımla varım ve onların yazılarım hakkında yorum yapma hakları var. Sanatçılar da, dinleyicileriyle ve onların yorumlarıyla var oluyorlar.

Cemalettin Bey, bana ve diğer arkadaşlarımıza albümünü imzalama inceliğini gösterdi ve ben de ona bir kitabımı imzaladım! Ne yapayım? Ben de albüm yok, kitap var! O söylüyorsa, ben de yazıyorum!

Güzel bir akşamı yaşadıktan sonra da evime geldim; Uyumaya çalıştım, ama yaşamış olduğum akşamın esintileri beni rahat bırakmadı. Dayanamayıp-kalktım, sabaha doğru, serin ve sakin balkonumda bu yazıyı yazdım!

Ne iyi ettim, ne güzel ettim!
--------------------------------
Savaş ŞENEL: Vizyonu, Misyonu ve Değerleri
----------------------
savassenel@savassenel.com
savassenel@hotmail.com
Skype: savas.senel

----------------------
Konusuyla ilgilendiğiniz satırı tıklayınız:
Büyük Çamlıca Yörük çadırı: www.yorukcadiri.com
---------------------


Mihrabat Korusu’nu da Gördüm ya!


Kısa bir süre önce İstanbul’un güzel yerlerinden birisini daha keşfetmek nasip oldu. Bloglarım (web sayfalarım) vasıtasıyla tanışmış olduğum iki değerli dost, beni Mihrabat Korusunda yemeğe davet ettiler.

Sürücü ehliyetim olmadığından, özel şoförüm olarak sıklıkla destek aldığım Şamil Beyle beni Üsküdar’dan alması konusunda anlaştık.

Gittiğim herhangi bir ziyaretten önce, gelecek olan o güzel anların tadına varmak için programımı kontrol eder ve gerekli haberleşmeleri önceden yapmaya çalışırım. Bendeniz, haberleşme işlerini daha çok internet üzerinden yaptığım için cep telefonlarım pek çalmaz ve onların bu sessizliklerinden de çok hoşlanıyorum diyebilirim! Bütün hazırlıkları ve ayarlamaları yaptıktan sonra arabanın arkasına kurulurum ve yandan-sağdan soldan gelen arabaları kollamak yerine, İstanbul manzaralarını seyrederim. İstanbul’un asabi veya acemi sürücülerini kollama görevini Şamil Kardeşim benim yerime ve ustalıkla yapar!

O cumartesi de böyle yaptım. Sıkı geçmiş olan bir haftanın sonunda, biraz nefes almaya karar vermiş bir şekilde arabanın arkasına kuruldum. Derken bazen dalgın suskunlukların bazen kısa sohbetlerin yer aldığı güzel bir yolculuktan sonra Kavacık’taki Mihrabat Korusuna ulaştık.

Ağaçların arasında, İstanbul’un gürültüsünden uzakta, ama bu kentin güzelliğinin bir o kadar da içinde, çok güzel birkaç saat geçirdim. Ben umutlanmayı, beklenti içinde olmayı ve güzel şeyleri yine yaşayacağımı düşünmeyi severim. Bununla birlikte, güzel bir anı veya süreci yaşarken, sanki sonmuş gibi duyumsamaya çalışıyorum. Çünkü böyle düşünmek, sahip olduğum veya yaşadığım şeylerin kıymeti konusunda bana daha ciddî bir farkındalık veriyor.

Mihrabat Korusu’nda yediklerimiz ve içtiklerimiz sizlerin de bildiğiniz şeylerdir. Ama İstanbul’un bu köşesini bilmeyenleriniz eminim ki pek çoktur!

Benim gibi şanslıysanız, sadece hoş bir İstanbul manzarasını seyretmekle kalmak, iki nazik insanın nazik ilgileriyle dolu saatler de yaşarsınız!

Sonunda akşam İstanbul’a çökünce, bana ev sahipliği yapmış olan arkadaşlarımızla vedalaşıp yola koyuldum. Sahil yolundan devam ederken, akşam güneşini ve denizi seyrederek yuvama, yani Üsküdar’a geldim.

Siz de benim gibi, güzel yerler keşfetmek veya davet edilmek istiyorsanız, güzel insanlarla tanışın; onlar sizi güzel yerlere götürüyorlar!

-----------
Savaş ŞENEL: Vizyonu, Misyonu ve Değerleri
------------
savassenel@savassenel.com
savassenel@hotmail.com
Skype: savas.senel
------------
Konusuyla İlgilendiğiniz satırı tıklayınız:
Mihrabat Korusu: www.mihrabatkorusu.com
------------

Etiketler: , , ,